VATSEP

Screen Shot 2017-03-23 at 16.11.46

Bu yazıyı yazmadan önce çok düşündüm. Eşime sordum yazmalı mıyım diye, hafif bir gülümseyip cevap vermedi. Lakin topluma bilgi aktarma yolunda çok şey feda etmiş büyük insanların gölgesinde yürümeyi tercih ediyorum. Biliyorum, çok tehlikeli sularda geziniyor olabilirim ama korkmuyorum.  Daha doğrusu korkuyorum ama korkmuyorum. Karışık. Bu kadar bıd bıd ettin konu ne diye sorabilirsiniz kendinize. Trampet lütfen?

Trrrrrrrrrrrrrrrrr Trrrrrrrrrrrrrrrr

Anne Whatsapp Grupları. (Dıssss! – Zil)

Çevremde çokca bulunan bu grupları uzaktan gözlemleme şansına sahip oldum son zamanlarda. Henüz aşina olmayan babalar ve anneler için netleştireyim: Çocuk okula başladıktan sonra, veli rütbesindeki anneler “iletişim” amaçlı bir whatsapp grubu kuruyor. Sonra oradan yazışıp duruyorlar. Temelde çok yararlı bilgiler paylaşılıyor. Mesela “Bizim çocuk bitlendi, ALARM ALAARM!” veya “Benimki öksürüyor ve hafif ateş var, başka kimsede benzeri bir durum var mı?”. Bu tip sağlık konulu bilgiler doğrultusunda bu gruplar Salgın Erken Tespiti (SET), Hastalıkla Mücadelede Deneyime Dayalı Tedavi Yöntemleri (HAMÜDEDATEYÖN), veya İstatistik Teşhis Koyma (İSTKO) konularında dehşet bir avantaj elde ediyorlar. 10 anneli bir grupta 4 çocuk aynı akşam kusmaya başladıysa, bunun ortak yedikleri bir şeyden dolayı olduğu, hızla kesin bilgi haline gelebiliyor. Ya da, 6 tanesi öksürüyorsa yayılımcı bir hastalıktan dolayı olabilir mesela. Hatta bu öksüren çocukların annelerinden %38’i bal/kekik ile tedavi uyguladığında, %51’i antibiyotik tercih ettiğinde ve kalan %11’i hafif ilaçlarla yol aldığında, kalan 4 anne ezkaza kendi çocuklarının da öksürmeye başlaması durumunda çok daha bilinçli olarak tedavi yöntemi seçebiliyorlar (“Bak Esra bal kekikle halletmiş, bizde mi öyle yapsak?”) Buraya kadar her şey güzel. Bilgi çağında yaşamanın verdiği nimetlerden yararlanmak gibi bir durum söz konusu. Yihhu.

Bir de istihbarat amaçlı kullanılabiliyor bu gruplar. Malum çocuklar patavat dediğimiz kavramın uzak kıyılarında güneşleniyorlar. Okulda duyduklarını gözlemlediklerini eve getirip, onları “Bugün ne yaptınız okulda? Resim yaptınız mı? Sen ne resmi yaptın? Bahçeye çıktınız mı? Ne kadar çıktınız? Yemeğini yedin mi? Kimler yemedi?” diye sorguya çeken anneleriyle paylaşabiliyorlar. Siz bir anne olarak ikinci çocuğu düşünme aşamasındayken ve bunu çekirdek aileden başka kimseye söylememişken şakkadanak whatsapp’ten tebrikler, hayırlı olsunlar yağabiliyor. Daha derin bir mertebede, bir çocuk annesine bir şeyi anlatmıyor olsa da, okuldan arkadaşı kendi annesine yumurtladığında Karşılıklı İstihbarat Değişim Programı (KSDP) kapsamında gruba atılabiliyor: “Bora bugün yemeğini yememiş Sevgi haberin olsun” veya “Sarp bugün okulda Mirgün ile kavga etmiş”. Bu istihbaratı alan anne çocuğunun neden eve gelir gelmez buzdolabında ne varsa süpürdüğünü, ya da moralinin bozuk olduğunu anlayabiliyor.

Olmazsa olmaz bir kullanım alanı daha var tabii ki: “Övmek gibi olmasın ama benimki latinceyi tersten okumayı öğrendi”. Övdün ama? Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Böyle bir whatsapp mesajı (genelde video veya foto) geldiğinde kaç anne “Vuhuuu yihuu yeee süppeeer affferin minik Boracanberk’eee çok zeki çocuk” diye yazarken aynı anda kara kara “Ya benimki hırt mı, aynı okula gidiyorlar, ama latinceyi tersten okuyamıyor” diye düşünüyor? “Hiç” demeyin, bizi yemeyin. Her gün onlarca çocuk böyle bir mesaj sonrası anne babanın “Sen niye yapamıyorsun” konulu -dolaylı veya direkt- baskıları altında eziliyor (Kaynak. Devlet İstatistik Kurumella).

Buraya kadar çok anormal bir şey yok. Gelelim bu whatsapp gruplarında beni en çok eğlendiren duruma: Mitoz/Mayoz Bölünme. 16 annelik bir grup düşünün. Düşündünüz mü? Okey. Bu kadar. Bunu düşünmek beni çok eğlendiriyor. Onu paylaşmak istediydim… Olmadı mı? Peki. Grup ilk başlarda çok tatlı, nazik, komik, adil yazışmalara tanık oluyor. Ya nasıl da kaynaştık yaa, sanki birbirimizi yıllardır tanıyormuşuz gibi en iyi arkadaşlar olduk hehehe, hahaha, hihihi, hohoho… Canım çook tatlısın, inanılmaz güzel olmuşsun, senin yorumlarına bayılıyoruuum… Derken bir gün kapı çalınıyor. Tak tak. Kim o? Nifak. (Vat dı fak) Buyrun ne istemiştiniz? Grubu bölmeye geldim.

Paragraf başı. Şimdi hatırladım, eskiden okulda öğretmen bir şey yazdırırken deli gibi odaklandığımda bazen “Paragraf başı” komutunu da yazardım kendimi durduramayıp. Nerde kalmıştık? Mitoz… Nifak’ın gruba girmesi çeşitli yollardan olabilmektedir. Toplu bir organizasyon yapılması, bazı annelerin yazdıklarına cevap verilmemesi – sanki o havaya yazıyormuş gibi hissetmesi, 16 anneden 4’ünün birbiriyle sanki daha bir iyi anlaşması, aslında 4’ün 5’in daha kolay görüşebilmesinin getirdiği avantajlar, iki alfa dişisinin grup içinde belli bir konuya dair tepişmesi, okulun aldığı bir karar konusunda referandum-tipi kutuplaşma, vs… Derken bir bakıyorsunuz, meğersem Hale, Lale, Jale ayrı bir grup kurmuşlar, çaktırmadan oradan da yazışıyorlar. Vay canına sayın seyirciler! Bunu duyan Ayşe Fatma Hayriye daha bir başka grup kurup “Madem öyle, işte böyle” demişler (ÖzAnneler Grubu). Hatta sonradan açık oylamada Şukufe ve Hanife’nin de gruplarına girebileceğine karar vermişler ÖzAnneler. Bilmedikleri ise Hanife’nin çift taraflı veya çok taraflı oynadığı. Neee??? Evveet, aynen öyle. Meğersem Hanife hem büyük grupta, hem Jalelerin grubunda hem de Ayşelerin grubunda varmış. Politik Hanife. Dahası, özellikle grupta kavga çıktığında bir bölünme olabilmekte. Tontonlarla Ponponlar diye ikiye bölünen grup hayatına izole şekilde devam ediyor böyle zamanlarda. Çoğu zaman Hanife gibiler tekrar arayı yapmak isteseler de, Alfa dişileri başta olmak üzere Nuh deniyor peygamber denmiyor.

Okulun daha ileri safhalarında anneler whatsapp’i bir ödev yapma forumuna da dönüştürebiliyorlar. “Kızlar fizik ödevinde son soruyu yapabilen var mı? Teslim süresi yarın ama ben bir türlü beceremedim. Panikteyim, acil yardım!”

“Jalecim x’in yerine 30 koy, oradan kuvveti hesapladığında kütleyi bulabiliyorsun”

“Süpersin Halecim çok sağol”

“Arkadaşlar hangi ödevden bahsediyorsunuz, benim hiç bir şeyden haberim yok?!?!” (Lale)

Lelelelele.

Bu arada ödev kimin ödevi? Öğrencinin. Öğrenci kim? Çocuk. Hahaha. Şaka şaka.

Ödev, okul demişken, özellikle çocuğunuza okul seçme döneminde zorlanıyorsanız dikkat edin derim. Bu gruplar yüzünden, okul arayan ortalama bir annenin fikri günde 47 kere değişebiliyor. Bilgi güzel şey fakat fazlası bünyeye iyi gelmeyebiliyor.

Sonuçta okul annelerinin whatsapp grupları kanımca toplumun büyük kesimini etkileyen sosyal ortamlar ve daha çok incelenmesi sosyologların görevlerinden biri olmalı.

Şimdi aklıma geldi, bu yazıyı  çok daha profesyonelleştirebilirmişim:

“ANNE KILIĞINDA, BİR WHATSAPP GRUBUNA SIZIP BİR YIL BOYUNCA ORADA YAŞAYAN BABANIN HİKAYESİ”

Bu haftasonu gazetemizde.

Reklamlar

8 thoughts on “VATSEP

  1. Bide bu WhatsApp gruplarının ispiyoncusu olabiliyor.gruptan aldığı eleştirileri okul idaresine öğretmene mesaj yoluyla iletip,öğretmenin idarenin gözünde eleştiren velileri sıfırlayıp kendini yücelttiğini sanan yalaka ispiyoncular.kimliği belirsiz bunların amaçlarını henüz çözemedim.
    Dahası ispiyoncunun direktifleriyle eleştiri yapan veli okula çağrılıp kibarca ayağını denk al yazdıklarından haberdarız deniliyor.
    Karşılarında sert kaya yı gören kolej idarecisi haddini bir tık daha aşıp veliye hakaret edip son olarak artık zıvanadan çıkıp kapatın WhatsApp grubunu diyerek insanların özelinede burnunu bi güzel sokabiliyor.
    Hadi o çok uzun burnunu her halta soktu ya buna izin veren gruba ne demeli.
    Üstelik bu sözde idareci söylediği her şeyi inkar edip sınıf içinde eleştiren veliyi yalancı mikser duumuna düşürebiliyor.
    Not: mağdur veli

  2. Aslını astarını bilmeden kılıçtan geçirdiğiniz idareci veya öğretmenin yerine koymalısınız kendinizi öncelikle.. Ancak bu şekilde durumu anlayabilirsiniz..

    “İnsanların özeli” derken, grubun da “diğer insanların özelini” sakız ettiğini bir düşünün. O gruplarda öğretmenin çorabından tutun, saçına kadar dedikodusu yapılmaktadır ki hayal ürünü olan olayları saymıyorum. Hayal gücü sınırsız olan 3-10 yaş aralığındaki çocuklarınızı da tepkisiz olarak mutlaka dinleyin ama hemen inanmayın. (Okullarda her yer kamera, başkalarıyla dedikodu etmeyin çok kafanız takıldıysa, gidin görüntüleri izleyin.)

    Konuştukça köpürtülen ve aslında dedikodu mekanizmasına dönüşen bu gruplar, amacından kısa sürede sapar. Veliler birbirlerinden etkilenirler ve o mecrada, doğruluğu bilinmeyen bir olay yüzünden okul, yönetici ve öğretmen bir güzel pataklanır. Öfke had safhaya çıkar ama aslında ortada bir olay yoktur. Aksini görmedim henüz..

    Bir veli öfkeyle randevu alır ve okula gelir. Öğretmen ve yönetici “olmamış bir şeyin” aslında “gerçekten olmadığını” anlatmak zorunda kalır. Bu anlamsız toplantıya harcanacak mesai, aslında çocuklardan çalınmaktadır. Öğretmen müthiş üzülür, moral ve motivasyonu dağılır. İdareci bu noktada “haddini aşan” ve kendini “sert kaya” zanneden kişiye karşı, olması gereken duruşu sergiler. Çünkü mecbur bırakılmıştır. Zira okulda tek çocuk sizinki değildir. Her ne kadar tüm çocuklar biricik ve özelse de okulda yüzlercesi vardır.

    Veli olarak sizlerin belki de ilk kez deneyimlediği yaşantılar, bizler için onlarca yıldır tekrar eden örüntülerdir. Özetle biz epeydir buralardayız. Siz hoş geldiniz.. Unutmayalım ki; çocuklar birer ayna. Ne görürlerse onu yansıtıyorlar..

    Sahi aynı tavrı doktorlarınıza da sergileyebiliyor musunuz?

    Ameliyatı nasıl yapması gerektiğini söyleyebiliyor musunuz randevu alıp? Ona işini öğretebiliyor musunuz? Size özel ve ayrıcalıklı davranmasını istiyor musunuz? Aldığınız ve sürekli konuştuğunuz randevu sebebiyle doktorun ameliyata girmesine veya hastasını muayene etmesine engel olabiliyor musunuz? Olmamış şeyler yüzünden açıklama yapmak zorunda bırakıyor musunuz?

    Toplantının akabinde ağlamaktan şişmiş gözlerle ve elleri titreyerek ameliyatınıza girmesini ister misiniz?

    Birkaç makale, kitap okuyunca bu işi biliyorum zannetmemek lazım. Bakıcılık değil okullarda yapılan. (Okumaya devam edin tabi bu arada, kişisel gelişim olur..)

    Yıllarca bunun eğitimini almış, alanda deneyim kazanmış ve birçok öğrenci-veliyle çalışmış insanları dedikodu etmeyin, onlara işini öğretmeyin rica ederim. Süreçler dedikodu mekanizması üzerinden yürütülemez. Sakin olun.

    1. sanırım öğretmensiniz direk bir savunmaya girdiğinize göre keşke Adem Güneş in her cumartesi facebook canlı yayın olarak yaptığı pedagoji okulunun geçmiş videolarını izleme imkanınız olsa elinizde şekillenecek olan geleceğimize farklı bir bakış açısı kazanmanız dileğiyle

      1. Sanırım velisiniz Emel Hanım, direkt savunma yaptığımı düşündünüz çünkü.. Sözünü ettiklerim savunma değil madalyonun diğer yüzü aslında.
        Karşılıklı saygı, sevgi ve güven ile şekillenecek geleceğimiz; önemli olan kişisel algılarımızı, ön yargılarımızı bir kenara bırakmak.. Bahsettiğiniz kayıtları izleyeceğim, öneriniz için teşekkür ederim, sevgilerimle…

  3. 😳😳😳😳😳😳 Vay arkadaş, yorumlar makalenin ne denli kanayan yaraya parmak bastığının ispatı 😑

  4. son yanıta yanıt vermek istiyorum: ne yazık ki😔… ne yazık ki doktorlarına da yapıyor aynı canlı grubu, itina ile işini öğretiyor, takiben gerekli saldırı, demoralizasyon, zamanını yeme, hastadan daha çok ilgi isteme süreçlerini başarıyla gerçekleştiriyor😔…

  5. Evet ispiyoncu velilerden ben de muzdaribim. Nerden mi biliyorum WhatsApp grubundaki nickimle okul müdürünüz size hitap ederse ordan anlarsınız.. ispiyonculuk kötü birşey.. yapmayın kuculmeyin. Sonra insanlar beni neden sevmiyor..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s