BULUTLARIN ÜZERİNDE

1995-a-walk-in-the-clouds-poster1

Atmosferin katmanları. İlkokulda öğrenmiştik diye hatırlıyorum. Ama 41 yaşımdayken artık ne olduklarını hatırlamıyorum. Aylarca araştırdım ve şu bilgiye vardım: Atmosferin 5 katmanı vardır. Dıştan içeri doğru sayıldığında, ekzosfer, termosfer, mezosfer, stratosfer, troposfer. En içteki troposfer yerden itibaren ilk 12 km kalınlığındaki tabaka. Doğru mu? Değil. Atmosfer altı tabakadan oluşur ve en içteki de troposfer moposfer filan değil. Yerden itibaren 2-3 metre kalınlığında bir tabaka daha var ve bilim insanları bundan bihaber takılıyorlar belliki. Gerçi bir  noktada haklarını vermek lazım, bu tabaka doğada serbest gezen bir tabaka olmadığı için gözlerinden kaçmış olabilir. Bahsettiğim atmosfer katmanının adı Pırtosfer. Yaklaşık yüzde 59 azot, yüzde 21 hidrojen, yüzde 9 karbondioksit, yüzde 7 metan ve yüzde 4 oksijenden oluşuyor. Bir de içinde yüzde 1’in altında sülfür var. Sülfür bu katmana aromasını sağlıyor. Diyebilirsinizki, münferit pırtlar ne zamandan beri atmosferin bir katmanını oluşturuyor. Ya münferit değil de mütemadi ve çoğul bir kaynak varsa? Açıklayayım…
Bundan yaklaşık bir ay önce oğlumla salonda oturmuş çizgi film seyrediyorduk. Pırt yaptı. Nahoş bir aurası vardı pırtın. Çocuklar büyüyene kadar pırt-i melekeleri tam gelişmediği için batı toplumlarında “pırtıbıl” olarak da tabir edilen, “pırt yapma ehliyetli kişiler” tanımıyla kabul ediliyorlar. Koku beni zorlasa da sakin kaldım. O an aklıma geldi, sordum.
“Sarpcım?”
-Efendim baba?
“Sanırsam bir pırt yaptın.”
-Evet baba.
“Okulda da pırt yapıyor musun? Sınıfta?”
-Evet baba.
“Kimse bir şey diyor mu?”
-Hayır baba. Herkes yapıyor.
“Anlıyorum oğlum.”
-Hem de sürekli yapıyoruz.
“Tamam oğlum, anladım”.
-Bazen biri çok kötü kokutunca gülüp kaçıyoruz.
“Uzatmasak konuyu? Burnumda canlanıyor sen anlattıkça”
-Tamam.
Yaklaşık 20 çocuk. 20 tane pırtıbıl kaynak eder. Her biri saatte 4 kere pırt yapsa, bir saatte toplam 80 pırt. Net olarak 6 saat sınıfta kalsalar ve bu tempoyla devam etseler bir okul gününde 480 pırt. Sınıfın 50 metrekare, tavanın yüksekliğinin yerden 3 metre olduğunu varsayarsak, alın size Pırtosfer. Ortalama çocuğun poposunun yerden 60 cm yüksekte olmasından yola çıkarsak aldanırız, çünkü ısınan hava yükselir. Yükseldiğinde belki çocukların kafa hizasını geçer, lakin öğretmenin burun hizasına çok yaklaşır. Dolayısıyla sınıfın dikey olarak ortasında bir yerde minik, sevimli, iyi niyetli, masum pırtlardan meydana gelen kocaman bir bulut oluşur. Öğretmenin gözleri ve saçları üzerinde kalacak şekilde. Bulutların üzerinde.
Merak ettim. Sınıfta ders veren öğretmenler bütün gün bu katmana maruz kalıyorlarsa bu onları nasıl etkiliyor? Mesela görüş alanını düşürüyor mu? Burundaki koku sensörlerini köreltir mi? Kafa yapar mı -ki bu bazı bakış açılarınca avantajlı bir durum olarak görülebilir. Belki de o kadar saat o kadar çocuğa dayanabilmelerinin sebebi budur? Pırtosferde azot ve oksijenden ibaret azot protoksit (gülme gazı diye de bilinir) oluşma ihtimali var mıdır? Daha ilginci, acaba üstüne siner mi? Balıkçının üstüne balık kokusu siniyor da bu neden olmasın?
Bununla beraber çocukların üstündeki etkilerini de merak ediyorum. Mesela düşünme ve öğrenmeye etkisi var mıdır? Sosyal bağ kurmada koku doğanın en güçlü silahlarından biriyken, bu pırtçıl familyasından olan çocukların ilişkilerine nasıl yansıyor? Birbirlerini pırtlarından tanıyabiliyorlar mı? Öğle yemeğinde aynı şeyleri yiyor olmaları o günün menüsünü sınıfa taşıyor mu? Okuyanları rahatsız etmeyeceğini bilsem daha soracak çok sorum var…
Geçenlerde Sarp’ın sınıfından bir anne bu katmanı doğrulayan bir gözlemini aktardı bizlere. Okul çıkışında çocuğunu almak için ezkaza sınıfa girdiğinde pırtosfere maruz kalmış ve kendini dışarı zor atmış. Bilim insanlarının bu gerçeğin farkına varmaları ve atmosferin insan hayatlarına en çok dokunan katmanını tanımalarının zamanı geldi de geçiyor. Daha kaç pırt gerekli? Neyi bekliyorlar?
Reklamlar

BULUTLARIN ÜZERİNDE’ için 2 yanıt

  1. Psikolog olduğum ve bu tip konulara özel ilgi göstererek kafa yorduğum için, olaya psikolojik bir boyut eklemek istiyorum. Burada öğretmenin yaşadığı, öğrenilmiş çaresizliktir ve bir cam dahi açamama şeklinde vuku bulur diye düşünüyorum. Ayrıca stockholm sendromuna da işaret eden bulgular olduğunu düşünüyorum, zira öğretmenimizi 40 sene sonra facebooktan bulup sınıf toplantısı için görüşmeye kalktığımızda, kendisinin aurasında o kokuyu hissetmemiz ve bağırsaklarımızın hareketlenmesi ve toplantı boyunca kendmizi zor tutmamız ve kapı önüne çıkınca “açık havadır belli olmaz nasılsa” diye salıvermemiz sonucunda, öğretmenimizin “çocuklarım kocaman oldunuz ama kokunuzu bile hatırlıyorum” diye sevgi dolu enteresan bir yorum yapması, başka türlü açıklanamaz diye düşünüyorum.. Ayrıca yine kişisel bir gözlemim, oğlan çocuklarının pırtı kızlarınkinden daha yoğun ve istikrarlı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s